top of page

DÜRTÜ ANINI ANLAMAK

Bu dersimizde porno izleme dürtüsünü hissettiğimiz anı derinlemesine anlamamızı sağlayacak anahtarlar bulma arayışındayız.


Piyangodan kazandığınız büyük ikramiyeyi bankadan teslim almaya gittiğinizde birdenbire karşınıza dikilip ikramiyeden vazgeçmeniz gerektiğine sizi ikna etmeye uğraşsak.


Eşiniz en sevdiğiniz tatlıyı pişirirken saatlerce sabırla beklediğinizi, mutfaktan gelen kokularla mest olduğunuzu, en harika anda, kaşığı ağzınıza götürmek üzereyken bu seferinde tatlıyı yiyemeyeceğinizi söylesek size.


Bir yıl boyunca hayal ettiğiniz yaz tatiline nihayet çıktığınızı, harikulade bir denizde yüzmek için sabırsızlandığınızı, mayonuzu giyip incecik kumların üzerinde yürüyüp ayaklarınızı denize soktuğunuz anda bu yılki tatilinizde yüzemeyeceğinizi bildirsek.


Bu durumların her birinde birbirleriyle yarış halinde olmaları beklenebilecek gürültülü duygular nelerdir?


Öfke

Kızgınlık

Şaşkınlık

Şok

Hayal kırıklığı

Kaygı

Mahrumiyet

Abartılı hissedeceğiniz, girdaplarına kapılacağınız negatif duygular. Fevkalade iyi bir şeyden mahrum kalıyormuş gibi. Büyük bir şansı, imkânı elden kaçırıyormuş gibi.


Tüm gün yiyeceği dondurmayı düşlemişken ve buna tam kavuşmak üzereyken sevinçten ayakları yere değmeyen bir çocuğun ansızın dondurmasının külahtan yere düşmesiyle çığlık çığlığa ağlarken yaşadığını dayanılmaz hayal kırıklığı ve öfke gibi...

Pek çok deneyimin toplamından şekillenmiş zihinsel yazılımda harikulade bir tecrübe olarak kayıtlı davranışımıza (porno izlemek) ait dürtüyü dizginlemek durumunda kaldığımızda işte tıpkı yukarıdaki durumlar timsali ciddi bir mahrumiyet duygusuna maruz kalmamız o anın son derece belirgin özelliğidir. Hayal kırıklığı, şaşkınlık, kaygı böyle bir anda diş gösterecek olağan duygulardandır.



Dürtü anında direnememizin önemli bir sebebi zihnimizde açılan sanal ekrandır. Kendimizi harika anlar geçirirken gördüğümüz, aynı zamanda daha önce izlediğimiz "muhteşem görüntülerin" canlandığı bir ekran. Adeta henüz kalkışılmamış bir eylemin alınmamış ödülünün fragmanını izleriz bu ekranda. Nabzımızı hızlandıran bu tecrübe üzerimizde canavar maskesi takmış duygularımız vasıtasıyla bizi davranışa yeniden sergilemeye doğru çeken ciddi bir kuvvet oluşturur.


İşleri daha da zorlaştıran diğer bir unsur ise direnmemiz durumunda katlanılması olanaksız, fevkalade bir mahrumiyet yaşayacağımıza dair varsayımdır, beklentidir. İşte bu beklenti davranışı sürdürmeme olasılığını ciddiye aldığımızda hayal kırıklığı, kaygı, öfke ve şaşkınlık doğuracak kısa süreli bir baskı yaratır.


Sonuç olarak, bir yandan duygularımız vasıtasıyla davranışı yineleme yönünde okkalı bir çekim kuvvetine maruz kalırken, diğer yandan da davranıştan kaçınma fikrinden de ciddi biçimde yine duygularımız vasıtasıyla itiliyor oluruz.


Bizi çift yönlü iteleyip kakalayan bu kuvvetlere karşı savunmasız kalırız.


İstenmeyen alışkanlığımıza dair dürtülerin bizi güçsüz ve çaresiz hissettirmesine neden olan aynı kuvvetlerden başka bir şey değildir.


Durabilmeyi ne kadar yeğlersek yeğleyelim dürtü anında direnmeye teşebbüs dahi edemeyebiliriz. Direnmeye kalkarsak da direncimiz kolayca çözülür.


Kapana kısılmış, irademiz kaybolmuş veya kul köle olmuş gibi, adeta "bizden istenileni" yapmak zorunda kalıyormuşçasına devam ederiz ritüele.


Davranışın sonuçlarını sezgisel olarak bilebiliriz belki ama bu biliş pratikte anlamsızdır zira dürtü anında duygularımız canımıza kast eder gibidir. Bu anlarda hiçbir rasyonel argüman işe yaramayabilir. Zira duygularımızla bilinçsizce özdeşleştiğimizde duygularımız "biz" olurlar. Sonuç olarak doğru taktikle gardımızı almadığımız takdirde kolay lokma olmamız kaçınılmazdır.


Dürtü anının bir muamma olmaktan çıkması şüphesiz rahatlatıcıdır lakin bu tek başına lehimize sonuç doğurmaz. Kalıcı değişim için üç farklı cephede cesurca atağa kalkmamız gerekir.


Öncelikle davranışa ilişkin algımızı değiştirmek üzerinde çalışıp davranıştan kaçınmanın "ödülleri", olumlu sonuçları üzerine odaklanabiliriz. Böylece dürtü anında davranışa set çekmeyi tercih ettiğimizde yukarıda bahsettiğimiz mahrumiyet, kaygı, şaşkınlık benzeri negatif duyguları olabildiğince hafifletebiliriz


İkincisi, sıkı bir çalışmayla duygularımızı izole etmeye yönelik teknikler öğrenebiliriz. Duygularımızın zannettiğimiz kadar güçlü olmadığını, bize zarar veremeyeceklerini, geçicilikleri kavramaya çalışabiliriz. Dürtü anında, bir seçim yapma durumundayken, duygularımızın farkına varmayı ama onları mümkün mertebe hesaba katmamayı, onlarla özdeşleşmemeyi, daha evvel belirlediğimiz değerlerimizi ve sınırlarımızı referans almayı öğrenebiliriz.


Üçüncüsü, zihinsel yazılımımızı değiştirmek amacıyla proaktif bir çaba içerisine girebiliriz zira davranışın çekim kuvvetini azaltacak olan bundan başka bir şey değildir.


Terk etmeyi dilediğimiz alışkanlığımızı kökleştirene dek kim bilir kaç defa ve ne süreler boyunca konsantre halde, büyük keyif alarak tekrarladık. İşte bu konsantre keyif hali zihinsel yazılımımıza son derece güçlü bir kaydedilme olgusunu beraberinde getirdi.


Zıt yönde çalışacak bir mekanizmayla zihinsel yazılımımızı modifiye edebilir, onu zayıflatabiliriz. Bu da sadece dürtülere belirgin biçimde daha nadir maruz kalmak anlamına gelmeyecektir, ayrıca dürtülerin bizi zorlayabilecek duygular yaratmasının da önüne geçecektir.


Şunu belirtmeden bitirmeyelim; porno izlemeye yönelik dürtü anını sadece duygulara indirgememiz, fiziksel faktörler yokmuşçasına bir yaklaşım göstermemiz elbette yadırganabilir. Lakin bu anlarda duygusal ve psikolojik faktörlerin fiziksel teşvikten çok daha belirleyici olduğunu hatırımızda tutmalıyız.


 

Çalışma


Önceki derslerimizin birinde geçtiği üzere, duygularımız hakkında farkındalık geliştirmeye, sıklıkla müdahale etmeye çalışmadan onları izlemeye çabalamalıyız.


Kendimi şu an nasıl hissediyorum, içinde bulunduğum anda hangi duygularım baskın?


Bu duygular beni hangi eylemlere sürüklemeye çalışıyorlar?



Alışkanlığınızın tekrarlanmasına yönelik dürtüye maruz kaldığınız anlarda yaşadığınız duyguları başka birine nasıl tarif edebileceğinizi düşünün.

Eğer dürtüye direnmeye, davranışı yapmamaya kalkışırsanız su yüzüne çıkan duygular neler?


Örneğin, gerginlik, kaygı, korku, hayal kırıklığı..?

88 görüntüleme

Comments


1/23
bottom of page