top of page

DUYGULARIMIZ

Program süresince, düşüncelerimiz üzerinde nispeten kontrol yeteneğine sahip olduğumuzu, rastgele düşüncelerin ellerini kollarını sallayarak zihnimizde dolaşmalarına izin vermeme gücümüzün mevcudiyetini savunacağız.


Ama söz konusu olan duygularımızsa (daha çok yoğun ve negatif hislerimiz) bunlar üzerinde otorite kurma ehliyetinden mahrum olduğumuzu, duygularımızı yalnızca gözlemleyebileceğimizi, onlar hakkında farkındalık geliştirebileceğimizi ileri süreceğiz. (Dolaylı yollardan onları yönetebileceğimiz gerçeğini şimdilik es geçiyoruz)


Duygularımız için, "bedenimizin düşünceye ve dış dünyadan gelen önemli sinyallere verdiği anlık fiziksel tepkiler" tanımını araya sıkıştıralım.


Zorlayıcı davranışa (durdurmakta zorlandığımız davranışa bu adı veriyoruz) karşı savunmasız kalmamamız, göz göre göre kendimize zarar vermeye devam etmememiz adına dürtü anındaki buyurgan duygularımızı izole edebilmekten (onların etki alanının dışına çıkmaktan) bahsedeceğiz sık sık.

Dürtülerimize kapılmamızın perde arkasındaki duygularımızın hakikatini ifşa edeceğiz.


Zaman zaman başımızın etini yiyip durmalarına rağmen duygularımızın üzerimizde tahakküm kurabilecek denli güçlü olmadıklarını, bizi çeşitli davranışlara sürüklerken bizim onlar için vehmettiğimiz sahte güçten yararlandıklarını başka bir ifadeyle bir duygunun ancak bizim izin verdiğiniz kadar güçlü olduklarını anlatacağız.


Bugün kendimize yapabileceğimiz kayda değer bir iyiliğin, duygusal dalgalanmalarımızın eylem tercihlerimizi etkilediğini ve duygularımızla eylemlerimizin iç içe geçtiğini anlamaya çabalamamız olduğunun altını çizelim.


"Bir çocuğu bir yetişkinden en çok ayıran nedir?" diye soracak olursanız, "duygularına karşı savunmasızlığıdır." cevabını veririm.

Evet, bir çocuk bu manada savunmasızdır; duyguları neyi emrederse onu yapmak zorunda kalır.

Oyuncağını elinden alan arkadaşına karşı öfke hissettiğinde kolayca kontrol dışına çıkabilir.

Sevdiği bir yiyecekten mahrum kalırsa hayal kırıklığı onu tuhaf davranışlara sevk edebilir.

Utandığında, korktuğunda, üzüldüğünde, heyecanlandığında büyük olasılık saçmalayacaktır.

Ne kadar saçmalarsa saçmalasın, herhalde hoş görülebilir.

Sonuçta o bir çocuktur, kendisine kafa tutan duygularının etkisinden kurtulabilmeyi öğrenememiştir.

Zamanla duygularının kılavuzluğunda yaşamaması gerektiğini, bunun kendisine zarar vereceğini öğrenir, olgunlaşır.


Dış görünüş itibariyle büyümüş ama halen duygularına karşı savunmasız olanlar, esas endişe etmemiz gereken bunlardır.

Öfkelediğinde maruz kalabileceği sonuçları göz ardı ederek sorgusuz sualsiz duygusunu kendisine referans alan bir "yetişkin" için ne söylenebilir?

Heyecanlandığında, heyecanına odaklanmaktan başka bir şey yapmayan, ancak abartılı duyguları durulduğunda başına gelebileceklerle bağ kurabilen ele avuca sığmaz, koskoca bir adama acımamız gerekmez mi?


İç gözlem yeteneği gelişmemiş, duygularının farkına varamayan, onları izole edemeyen, kendilerini duygularının etkisinden kurtaramayan, tam da bu yüzden yaptığı seçimlerde, aldığı kararlarda sık sık saçmalayan, koşulların oyuncağı olan, ilkel kişiliğinin boyunduruğu altında kalan "boylu poslu çocuklarla" sakın dolu olmasın etrafımız?

 

Çalışma:


Olgun yetişkinlerin duygularına karşı nadiren kontrolü bırakacaklarını, isteseler de istemeseler de (duyguları neyi talep ediyor olursa olsun) yapmaları gerekeni (değerlerine uygun olanı) yapacaklarını aklımızda tutalım.


Duygularımızı ve onlarla nasıl etkileşimde bulunduğumuzu, kalıplaşmış tepkilerimizin duygularımız tarafından nasıl tetiklendiğini gözlemleyebilmeyi hedefliyoruz.


Duygularımızı olduğu gibi kabul edebilmenin değişimin önkoşulu olduğunu bilmekteyiz.


Müdahale etmeye çalışmadan, onları hiçe saymadan veya onlardan kaçmadan sadece izlemek, onların farkına varmak...


Duygularımızın sürekli, durumdan duruma, andan ana değişebilme yeteneklerinin anlamak...


Gün içerisinde, başta yedi temel duygumuz olmak üzere (neşe, öfke, üzüntü, korku, şaşkınlık, küçümseme, tiksinti) ağırlıkla hangi duygulara maruz kaldığımızı tespit etmeye çalışalım.


Sık sık kendimize şu soruları soralım:


Şu an nasıl hissediyorum?

Duygularım ne sıklıkla değişiyor?

O an ki duygularım eylemlerimi, seçimlerimi, kararlarımı nasıl etkiliyor?

79 görüntüleme
1/23
bottom of page