top of page

DUYGULARIMIZ

Duygularımız.


Zihinsel yazılımımız tarafından geçmiş deneyimlerimizin bilgisi ışığında gerçekleştirilen kurgular.


Bir nedene bağlı olarak maruz kaldığımız kısa süreli, ekseriyetle "şiddetli" hisler.


Sevinç, öfke, korku, heyecan, üzüntü, gurur, pişmanlık, utanç, suçluluk ve daha niceleri.

Deprem anında yaşadığımız kan dondurucu korkudan tutun hayli sevdiğimiz bir tatlı pişerken hissettiğimiz sevinç ve heyecana kadar...


Ağzımızdan çıkan yanlış bir sözden dolayı değer verdiğimiz birisini kırdığımızda yaşadığımız üzüntü ve pişmanlıktan, hakarete uğradığımızda deneyimlediğimiz çileden çıkaran öfkeye...


Defalarca kendimize söz vermemize karşın, nefret ettiğimiz bir davranışı sergilemekten kendimizi alamadığımızda tecrübe ettiğimiz suçluluk.


Bir düzine örnekle katkı verebilirsiniz.


Dürtü anında deneyimlediğimiz ve bizi genel bir doğrultuya sevk eden yoğun duygularımızın farkına varmak ve onları olabildiğince izole edebilmek arasındaki parçaları birleştirmemiz, vazgeçemediğimiz davranışımıza artık bir son vermemizin kapısını aralayacak


İşte tam da bu nedenle duygularımız üzerinde vakit harcayıp, onlara ilişkin farkındalığımızı arttırmaya çabalayacağız. Bu farkındalığı nasıl ya da ne şekilde kullanabileceğimizi ele alacağız.



Düşüncelerimizi bir miktar gayret ile bir nispette kontrol edebileceğimizi ve bundan büyük fayda görebileceğimizi konuşmuştuk. Buna karşın, duygular arenasında bu tip bir kontrolün söz konusu olmadığını savunuyoruz.


Nitekim, duygularımız üzerinde hakimiyet kurabilen canlılar olsaydık, kötü alışkanlıklar ve bağımlılıklar hiçbirimizin gündeminde olmayacaktı.


Kontrol etme yeteneğine sahip olmadığımız duygularımız hakkında, klasik görüşe göre, elimizden gelenin en fazlası, onların idrak etmek, güçlerinin sınırını bilmek ve onları yönetebilmek (kontrol edemediğim bir şeyi nasıl yönetebilirim sorusunu şu an için erteleyebilirsiniz)


Yeniden altını çizelim, frenleyemediğimiz davranışları tetikleme bağlamında duyguların rolünü kavramamız, bağımlılığımıza nokta koymak adına kritik öneme sahip.


Zira bu davranışlar/bağımlılığımız, bir illüzyondan ibaret olan sahte güçlerini bizim kısa süreli ölçüsüz duygularımızdan alıyorlar.


Asla engellenemez zannedip durduğumuz dürtülerimize set çekmenin yolu bu kritik noktaları derinlemesine anlamaktan ve duygularımıza cevaben aksiyon almamayı öğrenmekten geçiyor.



Duygularımızın hakimiyet alanımızın dışında olduğuna yönelik açıklayıcı bir örnek verelim.


Öfkeyi kontrol etmek olarak bilinen halin esasında öfkemizin farkında olmak ve kendimizi onun etkisinden izole edebilmekten başka bir şey olmadığını savunulabilir.


Tıpkı porno izleme dürtüsü anındaki heyecanımızı da kontrol edemeyeceğimiz ama bu heyecanın otoritesi altına girmekten kendimizi alıkoyabileceğimiz gibi.



Günün birinde geriye dönüp, "yıllar yılı adeta esiri olduğum davranışları artık nasıl zorlanmadan zapt edebiliyorum?" diye soracak olursanız cevap kaba hatlarıyla;


duygularınızın farkına varmanız, onlarla güçlü iletişiminiz,


duygularınızla davranışlarınızın etkileşimini kavramanız (bağımlılığınızın,duygularınızı olumlu yönde değiştirmek motivasyonuyla kullandığınız bir araç olduğunu fark etmeniz)


duygularınızın gücünün sınırlı olduğunu keşfetmeniz,


ve yeri geldiğinde duygularınızı izole edebilme becerisini kazanmanız olacaktır.


Ne kadar yinelesek yetersiz, duygularımızı çekip alabilsek vazgeçemediğiniz davranışınızın-bağımlılığımızın hemen şu an sona ereceği kurşun geçirmez bir gerçektir.

Coşkun duygularımızın varlığı olmaksızın, zorlayıcı davranışımız ne kök salabilirdi ne de sürüp gidebilirdi.


Bu şu anlama geliyor; dürtü anında bizi istenmeyen davranışımıza sürükleyen kuvvetin araçları haddinden fazla maruz kaldığımız heyecan, arzu, coşku gibi duygulardan başka bir şey değil.


Diğer bir deyişle, alışkanlığımızı tekrarlama yönünde eyleme geçmeden önce bizi eyleme geçmeye motive eden bir duygu (şiddetli bir istek) kendisini gösteriyor.


 

Alternatif bir bakış açısıyla duygularımızın dolaylı olarak kontrol edilebileceğini ve bizim dışımızdan tetiklenmediklerini savunanların esasında kast ettikleri, duygularımızın (ilerideki derslerde detaylı konuşacağımız) zihinsel yazılım tarafından belirlendiği ve bu yazılımı değiştirerek önce algılarımız, dolayısıyla da duygularımız üzerinde otorite sağlayabilecek olmamız.


Bu yaklaşıma göre davranışsal hedeflerimize ulaşabilmeyi arzuluyorsak duygularımızı izole etmeye odaklanmaktan ziyade, çabalarımızı zihinsel yazılımı değiştirmeye yoğunlaştırarak, istemediğimiz davranışa yönelik bir dürtüyle karşı karşıya kaldığımızda abartılı duygulara maruz kalmaktan kendimizi koruyabilmemiz. Böylece hiçbir davranışa zorlanmak durumunda kalmamamız.


Aynı yaklaşım dürtülerimize yönelik duygularımızın hayvani yönümüzü bir tezahürü olmaktan ziyade, geçmiş tecrübelerimiz ışığında sürekli tahminlerde bulunan zihinsel yazılım tarafından kurgulanan olgular olduğunu savunur.


 

Duygular ve Algılar arasındaki Etkileşim.


Konumuzla ilgisi dolaylı da olsa, başımıza gelenleri nasıl algıladığımızın tecrübe ettiğimiz duyguları, duygularımızın da buna karşılık algılarımızı etkilediğini belirtmeden geçmeyelim.


Bu nedenle iki insanın tam olarak aynı durumu deneyimleyip, bambaşka algılara sahip olabildiklerini, haliyle apayrı duyguları yaşadıkları gözlemlenebiliyor.


İşte tam da bu yüzden duygularımız kim olduğumuzun bir parçası olduğu iddia edilebilir.

Bir örnekle daha iyi anlayalım:

50'li yaşlarda iki erkek birey

Bir defasında dalgın dalgın yürürken, sokağın köşesini döndüklerinde kendilerini bir birahanenin önünde buluveriyorlar.

İçerisi tıklım tıklım, masalardan keyifli sohbetler ve kahkaha sesleri yükseliyor..

Kesif alkol kokusu dışarıdan, kaldırımdan dahi hissedilebiliyor.


Bu durumu tecrübe eden ilk birey, hayatı boyunca nadiren içki içmiş, birahaneye ise adımı atmamış

Önce bir duruyor, zira bu canlılık onu şaşırtıyor.

Sonra gülümsüyor, zira insanların bu hali, neşeleri hoşuna gidiyor.

Birkaç saniye kaldırımda meraklı gözlerle içeriyi izledikten sonra yoluna devam ediyor.


Diğer karakterimizin uzun yıllar sıklıkla alkol tüketme hikayesi bulunuyor.

Gençlik yıllarında benzer birahanelerin gediklilerinden olmuş.

Ama son üç yıldır mecburiyetten içemiyor zira sağlığı alarm veriyor.

Ansızın karşısına çıkan bu mekan onda çok kısa bir an şaşkınlık yaratıyor , hemen arkasından abartılı bir heyecan duyuyor.

İçki kokusu ve hiçbirisi tanımıyor olsa da insanların koyu muhabbetleri bir an aklını başından alıyor.

Olduğu yerde dikilip kalırken "anılarım yaşlandığımı unutmama izin vermiyorlar." demekten kendisini alamıyor.


 

"Neden porno izleme fikri aklımıza geldiğinde heyecanlanıyoruz, ölçüsüz istek duyuyoruz, çarpık algılara, kontrol edemeyecek kadar güçlü dürtülere maruz kalıyoruz?" diye soracak olursanız cevabı şuralarda arayabiliriz.


Sayısız defa keyfe dalarak, kendimizi "harika" hissederek, güçlü duygular doğuracak biçimde bu eylemi tekrarladık. Aynı olasılık belirdiğinde, zihinsel yazılım bizde kendimizi harika hissedeceğimize yönelik bir tahmin, bu tahmin de "karşı konulamaz" hissi yaratan duygular meydana getiriyor.


Bu duygulara nasıl başa çıkabileceğimizi bilemediğimizden, onların etki alanına giriyor, dürtü anından karşılarında sıska bir çocuk gibi "çaresiz" kalıyor, sonunun nereye varacağını ölçüp biçemeden istenmeyen alışkanlığımızı sürdürüyoruz.


 

Çalışma:


Duygularımızı izlemeyi alışkanlık haline getirmek, duygularımızın nasıl değiştiğini gözlemlemeye yönelik bir farkındalık kazanmak istiyoruz. Müdahele etmeye çalışmadan, onları hiçe saymadan veya onlardan kaçmadan sadece izlemek, onların farkına varmak... Duygularımızın sürekli, durumdan duruma, andan ana, değişebilme yeteneklerinin anlamak.


Gün içerisinde onlarla bağ kurmaya çabalasak en fazla hangi duyguları tespit edebileceğiz? Kaygı. Üzüntü. Öfke. Hayal kırıklığı.


Gün içerisinde yaptığımız seçimlerde, aldığımız basit kararlarda ne ölçüde duygularınız etkisinde kalıyorsunuz?



Düşüncelerimiz belirli duyguları harekete geçiriyorlar. Bu duygular da karşılığında daha fazla düşünce üretiyorlar. Bu şekilde düşünceler ve duygular birbirlerini besliyor.

Aklımıza porno düşüncesi geldiğince heyecanlanıyoruz ve kendimizi olağanüstü hissedeceğimiz beklentisine giriyoruz. Bu da porno düşüncesini üzerinde daha fazla vakit harcamamızı tetikliyor.

Bu basit ama otomatikleşmiş mekanizmayı çözmemiz aklımıza porno izleme düşüncesi geldiğince onun bir kez daha kendiliğinden devreye girmesini engellememize imkan sağlayabiliyor.


Porno izleme fikri zihninize düştüğünde yaşadığınız süreci kavramaya çalışalım.


Ne tip duygular yaşıyorsunuz?


Bu duygular sonrasında hangi düşünceleri besliyor.

278 görüntüleme

Comments


1/23
bottom of page