top of page

GÖNÜL ALMALAR

O günler çok uzakta değil.


Düşünülmeyen şeyler gerçek olduğunda,


Zorlu bir işe soyunmuş olmamıza karşın, süreci alnımızın akıyla götürebildiğimizde,


Sadece durabilmekle yetinmeyip, hayatımızı kendi belirlediğimiz değerlerle daha dengeli biçimde yönetebilmeye başladığımızda,


Bir zamanlar ısrarla yenik düştüğümüz dürtülerle artık zorlanmadan başa çıkabildiğimizde,


Bağımlılığımızın adım adım silikleşme yüz tuttuğunu hissettiğimizde, kısacası, yeni bir hayata başlıyor olduğumuza şahitlik ettiğimizde, bize daha da fazla sorumluk üstlenmek yakışır.



Bugünümüz ve yarınımız için sorumluluk alabilecek olgunluğa ulaştığımızda, geçmişimiz için de sorumluluk alabilmek adına cesaret bulabiliriz.



İnsan ilişkilerimiz halen bağımlılık günlerinin zehirli anılarını taşıyor.


Şimdi geriye dönüp baktığımızda, bağımlılığımızın ağır şartlarında bozulan çarpık algılarımızın, maruz kaldığımız bin bir türlü hilekar duyguların hayli insanla (hatta belki mahalledeki kedilerle, evimizdeki muhabbet kuşuyla) aramızın bozulmasına yol açtığını daha iyi görebiliyor olmalıyız.

Hastalığımızın ağırlaşan gidişatıyla...

Kötücüllük virüsü kalbimiz kemirip durdu.

Sevmemek için bahane aradık; başkalarının hatalarının, kusurlarının üzerine atladık.

Basit bir sözden, bir bakıştan rahatsız olduk, yedi düvele horozlandık, hakarete uğradığımızı düşünüp intikam almaya kalktık.

Sürekli körüklenen öğrenilmiş bir düşmanlığın ve kindarlığın pençesinde ezildik.

Daha önceleri sorun etmediğimiz şeyleri büyüttük.

Empati becerimiz, dostane duygularımız köreldi.

Derin kusurlarımızın verdiği acıyla, değer verdiğimiz insanları silmeye teşebbüs ettik ufak bahanelere sığınarak.

Suçlu arama telaşında olduk.

Hep tetikte bekleyen marazi düşüncelerin desteğiyle kin tutma yarışına girdik



Marketteki kasiyer de aldı payını huysuzluğumuzdan, çocuklarımız da.

Kardeşimize de çıkıştık haksız yere sitedeki güvenlik görevlisine de.

Eşimize de en yersiz ve en haksız ithamlarda bulunduk iş arkadaşımıza da.

Öfkeli bakışlarımız, iğneleyici sözlerimiz akrabalarımızla da aramızı bozdu, öğretmenlerimizle de.

"Neyin var senin böyle!" sitemlerine maruz kaldık eş dosttan.

Hiç yaptığımız bir şey değilken bağırdık çağırdık, öfkemizin emrine amade olduk.


Bağımlılığımızın alevlendiği, vicdanımızın karardığı bütün o yıllar boyunca

kimlerle aramız bozuldu,

kimlerin kalbini kırdık,

kimlere hak etmedikleri biçimde davrandık,

kimlerle sudan sebeplerle görüşmez olduk

ve kimlere bir özür borçluyuz.


Elde ettiğimiz gelişmeyi perçinlemek, kendimizle daha da barışık olmak, verdiğimiz emekleri ellerimizle kundaklama olasılığının zerresini dahi yok etmek adına, ilk adımı atan biz olalım.

Muhataplarımızı yargılamaksızın gönüllerini alalım. İtibarımız yerle bir olmayacak, endişe etmeyelim.

Kendimizden bu iyiliği esirgemeyelim, insanlarla aramızdaki çatlakları onaralım.

Yalnızca porno alışkanlığımızın beraberinde taşıdığı kasvetin nasıl da uçup gittiğine , yerini gönül rahatlığına bıraktığına değil, bağımlılık kaygımızın da yerini geleceğimize yönelik özgüvene bıraktığına şahit olacağız.

 

Çalışma:


Bağımlılığınızın/kötü alışkanlığınızın etkisiyle insanları kırdığınızı, ilişkilerinizin bozulduğunu deneyimlediniz mi?


Bozulan ilişkileri tamir etmelerin, gönül almaların, bağımlılığımıza karşı bize nasıl bir katkı verebileceğini düşünüyorsunuz?


Böyle bir adım atmaya kendinizi hazır hissediyor musunuz?

56 görüntüleme

Comments


1/23
bottom of page