top of page

Sevebilme yeteneğimizden geriye ne kaldı?

Kaskatı ve duygusuz bir haldeyiz.


Muhatap olduğumuz çirkinlikler sevgi hücrelerimizi kısmen öldürdü.


Sadece kendimizi değil, en yakınlarımızı, çevremizdeki herşeyi artık daha az sevebiliyoruz.

İçimiz nefretle doldu.

Başkalarıyla genellikle düşmanca ilişkiler kuruyoruz.

Bağımlılığımız bizleri herkese ve her şeye hasım etti.

İnsancıl duygularımızla olan bağımız koptukça koptu.


Gözlerimizden yoksunluğumuz okunabiliyor.

Artık birçok şeye sevgi değil tutku ile bakıyoruz.

Sevemediğimizden, menfaatlerimiz uyarınca ilişki kuruyoruz herkesle.

Manzaranın ürkütücülüğünün içten içe farkındayız.

Hayal kırıklığımız büyük.

İnsanlığımızı kalıcı olarak kaybetmekten korkuyoruz.


Lise yıllarımdaki sevgilimi hatırladım.

Fotoğrafını çantamda taşır, onu görmeden gün geçirmek istemezdim.

Sahildeki bankta birbirimize sarıldığımızda derinden sarsılmış, sevgiden ruhumun yüceldiğini hissetmiştim.

O zamanlar gökyüzüne hayrandım, denize hayrandım...

Arkadaşlarıma pek değer verir onlar uğruna severek fedakarlık yapardım.

Bir çocuk görsem kahkahalara boğana dek oynardım onunla.

Tesadüfen bulduğum kedi yavrularıyla günlerce ilgilenirdim.

Arka bahçemizdeki çınar ağacıyla bile aramızda bir sevgi bağı vardı.

Sıcak kanlı, cana yakın bir gençtim; yüzüne baktığınızda size en içten gülümsemesini hediye eden melek bir bebek gibiydim.

Taştan bir heykel gibi sevmeye ve sevilmeye duyarsızım bugün.

Bazen bir kadının gülümsemesi, neşesi dikkatimi çekecek gibi oluyor ama bir kaç saniye sürüyor sadece, kılım bile kıpırdamıyor.

Düştüğüm sevgisizlik çukurunun derinliğini bilemiyorum.

Kalbimi yokluyorum; sanki atmayı bırakalı çok olmuş; en ufak bir hareket, en ufak bir sevgi kırıntısı bulamıyorum.

Eski günlerimden eser kalmamış.

Sanki çoktan ölmüş ama ölü olduğunu fark etmeyen bir zombi gibiyim.

Bakışlarımı kaçırıyorum çünkü kimsenin gözlerine sevgiyle bakamıyorum, şefkat gösteremiyorum.

Çirkin bir tutku sadece hissettiğim, hırslarımı tatmin etme savaşı...

Değer veremiyorum kimseye, tek bir şeye.

Takdir edemiyorum, mutluluk duyamıyorum.

Gülümsemem bile düzmece.

Olmaz ya, birisi beni delicesine sevse, buna bile nasır bağlamış yüreğim karşılık veremez.

Yıllardır seyredip durduklarım, çektiğim acılar sevebilme yeteneğimi adım adım köreltmiş.

Kimseyi ciddi olarak sevemeyecek kadar ahlaksız biri miyim artık?

Derinlerimde bir yerde halen canlı, sulandığında filiz verme yeteneğine sahip küçücük bir sevgi tohumunun varlığına inanabilir miyim?


İnanmanın ötesinde bundan emin olabilirsiniz.

Hücrelerimizde saklı yeniden dirilmeyi bekleyen bir ruh gibi...

Biraz zamana ihtiyacımız olacak sadece.

Bu konudaki muhtemel yoksunluğumuzun bilinçli olarak farkına varmak ilk adımımız olabilir.

Sevebilme yeteneğimizi yeniden güçlü kılmak adına inisiyatif almamız gereken günler yaklaşıyor. Başkalarını sevebildikçe kendimizi, kendimizi sevebildikçe başkalarını daha fazla seveceğiz.


Her daim dört elle sarılmamız gereken bu değer inanılmaz enerjisiyle, motivasyon havuzumuza muazzam bir katkı vermekle kalmayacak, dürtü kontrol anında enerjimizi katlayacak.

Davranışı durdurabilme noktasında özgüven kazandığımız, acılarımızın dinmeye başladığı, kendimize verdiğimiz değerin arttığı günlerde tomurcuklanan sevme yeteneğimiz umutla dolup taşmamıza imkan verecek.

Ardından, bulabildiğiniz her fırsatta, her imkanda, her ortamda sevme değerimizi sınırsızca arttırmak, "bir daha pornografi bağımlılığına geri döner miyim?" korkunuza vurucu darbeyi indirecek.

 

Çalışma:


Pornografi alışkanlığınızın böylesine görünür olmadığı günleri aklımıza getirdiğimizde, bugün olduğundan çok daha fazla sevebilme yeteneğinse sahip olduğunuzu fark edebiliyor musunuz?

Her porno izleme ritüelinin sizi sevgisizlik kuyusuna bir adım daha indirdiğini hissedebiliyor musunuz?

39 görüntüleme
1/23
bottom of page