top of page

ZORLAYICI RİTÜEL

Karakterimiz evli, 33 yaşında.

Bir şirkette ihracat yöneticisi. İşi gereği sık sık yurt dışında fuarlara gidiyor.

Akşam otel odasına varıp yalnız başına kaldığında karşısına ağır bir fatura çıkıyor.

Günün yorgunluğu, saat başı telefon açıp neler olduğunu soran densiz, aynı zamanda cimri patronu, nefret ede ede yüzlerine gülümsemek zorunda kaldığı, beyinini ütüleyip duran tonla müşteri adayı, hak ettiğine inandığı parayı kazanamıyor olması...

Tüm bunların üzerine, kendisi arayıp sormasa, "hayatta mısın?" demek için bile olsa tek kısa mesaj atmayacak olan soğuk karısı.

Nedendir bilinmez, bula bula annesinin kopyası, "sevgi fukarası" bir kadın buldu evlenmek için.

Kendi çaresizliğini görmekten nefret ediyor.

Yaşamımda hiçbir güzelliği, rahatlığı hak etmiyormuş gibi kendisine özen göstermiyor.

Hayatının baharında ama kendisini bomboş ve tükenmeye yakın hissediyor

Kapkara bir iç sıkıntısıyla doluyor kalbi.

Gün boyunca, fuar sırasında kendisine çekici görünen kadınları izlerken içi hayranlıkla doluyor.

İnsanı çeken, bağlayan, güçlü bir şey var bu kadınlarda

Kadınların güzelliği onun hayatını "anlamlı" kılan ender şeylerden.

"Dünyada kadınlardan tatlı, hoş şey yoktur" diye düşünüyor; "güzel kadınların varlığı olmaksızın yaşam çekilmez olurdu."

Oldum olası fevkalade varlıklar olarak görüyor kadınları.

Konuşmaları, gülümsemeleri, hatta öfkelenmeleri... Kadınların her haline aşık.

Sanki herhangi bir kadın onu kendine aşık edebilir.

Bir ilişki arayışında değil onlarla. İşin tuhafı, korkuyor kadınlardan.

Israrlı bakışlarını hisseden birisi kendisine alaka gösterse, kızarıp bozarıyor. Çocuksu bir telaşla, savunmasız halde geri çekiliyor.

Akşam da çalışması gerekiyor otel odasında.

Biriken mesajlar cevaplanmalı, yeni müşteri adayları listelenmeli; son derece sıkıcı işler.

Yeniden kadınları hatırlıyor ansızın.

Dünyanın en güzel kadınlarını uzun uzun izleme düşüncesi geliyor aklına. İnsanı cezbeden düşünceler bunlar.

"Nasıl da harikulade yaratıklar, insanın içi aydınlanıyor."

Daha evvelki fuar gezilerinde otel odalarında nice kez aynı şeyi yapmıştı.

Canı sıkıla sıkıla işlerini bitiriyor, e-postalarını yazıyor.

Heyecanla yapıyor bunları, zira işini bitiririz bitirmez "büyük bir ödüle kavuşacak"

"Ev ödevini bitirir bitirmez, fırından kokusu duyulmaya başlayan, annesinin lezzetli çikolatalı kekini yiyebilecek bir çocuk" gibi.

Kalbi hızla ata ata, neşe içinde yapıyor işlerini.

Cevaplanması gereken son mesaj gönderildiğinde, sevinci tavan yapıyor.

Yatağına uzanıyor ve saatlerce izliyor. (asla porno izlemiyor, tiksiniyor pornodan. O'nu heyecanlandıran masum görünümlü erotik kadınlar)

Doyana dek, bıkana dek.

Sonunda kendisini tatmin ediyor ve uykuya dalıyor.

Karmaşık rüyalar görüyor , uyandığında ne diye "büyük bir hata" yapmış gibi hissettiğine anlam veremiyor


Dikkatinizi çekmiş olabilir, karakterimiz benzeri davranış şablonunu evvelce kim bilir kaç defa tekrarlamış ve her seferinde "harika" hissedip ödülünü almış.

Bu sebepten, aynı şablonu yinelemesi halinde, bir kez daha pozitif duygulara erişebileceğini tahmin ediyor.

Bir önceki dersimizdeki benzetmeyi hatırlarsak, yeterince fazla sayıda, yoğun duygular iliştirilerek sürdürülen davranış karakterimizin beyninde etkili bir yazılım oluşturmuş.

Örneklenen ritüelin adımlarını belirleyelim.

Fuar alanında gün boyu hayranlıkla kadınları izledi

Yorgun ve moralsiz bir halde otel odasına döndü.

Sıkılarak çalışmaya sürdürdü

Aklına bilgisayarından kadınlara bakmak geldi.

İşlerini hızla bitirip aklına geleni gerçekleştirmeye karar verdi.

Saatler boyunca yüzlerce güzel kadının fotoğrafını, videosunu izledi; bu yaptığından keyif aldı.

Kendisini tatmin etti.

Dertlerini hatırından çıkarıp, birkaç saatliğine de olsa mutlu olabilmenin sevinciyle uyudu.


 

Sıkıcı bir okul gününün ardından arkadaşlarıyla yaşadığı öğrenci evine yorgun argın bir vaziyette döndü.

Eve pek gelen giden olmazdı, çoğu zaman olduğu gibi odasında yalnızdı.

Olağanüstü hiçbir yanı olmayan, sıradan bir gündü; o günü daha sonra hatırlamasını gerektirecek bir şey yoktu.

Kendi orta şekeli hissediyordu, ne çok iyiydi ne de çok kötü. Gerçi can sıkıntısından ölüyordu.

Kendine bir uğraşı bulamadığından boş boş dolaştı Youtube'da gördüğü videolar arasında.

İlgi çekici bir şeyler arıyor, zaman öldürüyordu.

Bir videoda saniyeler içerisinde ekrandan geçen bir aktris gözüne çarptı.

Oldum olası kendisine çekici gelen bir kadındı.

İzlediği bir filmde erotik bir sahnesini görmüştü.

Şimşek gibi çakıp kaybolan bir düşünceyle bu aktristin "ilgi çekici" görüntülerini izleme fikri geldi aklına.

Hayır buna gerek yok dedi sinirli biçimde.

Çıkardı aklından.

Sert ve ani bir refleksle yaptı bunu.

Hissettiği dürtü onu heyecanlandırdığı kadar rahatsız da etmişti.

Bu işi fazlasıyla sık yapmaya başlamıştı son aylarda.

Adını koyamıyordu ama bir takım zararlar gördüğünü hissetmeye başlamıştı.

Sanki eski kendisi olmaktan çıkıyor, pek hoşuna gitmeyen farklı birisine dönüşüyordu.


Videolarda amaçsızca dolaşmaya devam etti.

Çok değil birkaç dakika sonra yeniden aklına geldi aktrisin resimlerine bakma düşüncesi.

Bu sefer ani bir büyük deprem gibi güçlü vurdu dürtü. Sanki önceki şöyle bir yoklayan zayıf bir öncü depremdi, bu ise yıkıcı büyük deprem.

Yüzünü buruşturdu. Birkaç dakika önce olduğu gibi dürtüsüne aldırış etmemeye yeltendi.

En iyisi bu arzusun kendiliğinden gitmesini beklemekti.

Ama aniden donup kaldı. Sanki kımıldayabilecek halde değildi, aküsü boşalmıştı.

Son bir ümitle, direnmeye kalkıştı lakin boşa kürek çekiyordu. İrade felci dedikleri bu olmalıydı.

Hiç şüphesi kalmadı, dürtüye karşı savunmasızdı.

Böylesine aciz düştüğüne tanık olmak onu korkuttu.

Ölümle burun buruna gelen biriymiş gibi yüzünün rengi soldu.

Sanki saniyeler içerisinde geleceğine yönelik tüm iyimserliğini yitirmiş, hayatı anlam kaybetmişti.

Direnme seçeneğini dikkate aldığı an iri cüsseli, ürkütücü bir varlık gelip kendisini olabildiğince gücüyle sıkmıştı.

O korkunç baskıdan kurtulabilmek için tek bir seçeneği vardı.

Dürtüye teslim olmak, hem de bir saniye bile beklemeden, hemen şimdi.

Yoksa içindeki darlık onu nefessiz bırakacaktı.

Anında bilgisayarında yeni bir gizli sekme açtı.

Aktrisin adını yazdı. İstediği resimlere ulaşmak için işe yarar birkaç kelime daha.

Bir yandan rahatlamıştı, diğer yandan biraz önceki güçsüzlüğünün şokunu halen atlatamamıştı.

Adeta zoraki, kendisini biraz önce sıkan doğa üstü varlığı memnun edip kendisinden uzaklaştırmak için yapıyordu davranışı.

Eskisi gibi keyif alıyor da değildi yaptığından.

On, on beş dakika resimlere baktı ve kendisini tatmin etti.

Yatağına uzandı, yorganı üzerine kapadı, yüzünü elleriyle sakladı.

Ağlamak istedi, ağlayamadı.

Karakterimiz o gün henüz idrak edememişti ama yaşadığı, çok kez tekrarlanmış bir ritüelin bir kez daha tecrübe edilmesinden başka bir şey değildi. Kim bilir kaç kez bu şekilde "mutlu olmuştu" Kim bilir kaç kez önceden planlayarak veya aniden aklına gelerek hoşuna giden, nefes kesici fotoğraflara, videolara dalıp dünyasını güzelleştirmişti.

Yalnız başında odasındaydı.

Can sıkıntısı içerisinde sosyal medyada vakit geçirdi.

Aklına heyecan verici fotoğraflara bakmak fikri geldi.

Yapmamaya karar verdi

Bir kez daha ama bu sefer şiddetli biçimde izleme dürtüsü hissetti.

Bu sefer duygularıyla başa çıkamadı, yapmaya karar verdi.

Fotoğraflara baktı.

Kendisini tatmin etti.

Yaptığından pişmanlık duydu



Zorlayıcı ritüelimiz...

Başı ve sonu belli davranışlar örüntüsü.

Bugüne dek aynısı/benzeri pek çok kez tekrarlanmış, bir takım abartılı duygular iliştirilmiş.

Şuurunda olalım olmayalım, bir dahaki sefer ritüeli yeniden deneyimlenme olasılığı belirir belirmez aynı şaşaalı duyguları yaşayacağımızı varsayıyoruz/tahmin ediyoruz.

Bu da bizi ritüele devam etmeye, tamamlamaya teşvik ediyor.

Uygun şartlar oluştuğunda (bazen de kendimiz şartları oluşturuyoruz) ritüeli yinelemek için adamakıllı arzu duyuyoruz.

Ritüeli tekrarlamama düşüncesini dahi akıl dışı buluyoruz.

Duygularımızın peşi sıra gidiyor, kendimizi ritüeli yinelemek zorundaymış gibi hissediyor, seçim hakkımız olmadığını zannediyoruz.

Nihayetinde kendimizi değişmez bir rutinin deli gömleğine hapsolmuş gibi hissediyoruz.

Salt porno izlemek olarak adlandırdığımız davranışın esasında bir dizi adımdan oluşan zorlayıcı bir ritüel olduğunu görmemiz gerekiyor.

 

Çalışma:


Zapt etmekte zorlandığınız davranışınız aslında daha önce defalarca yinelenmiş bir ritüel olduğunu fark ettiniz mi?


Cevabınız evet ise, kendi ritüelinizin başlamasından sonuna adım adım yazabilir misiniz?


34 görüntüleme

Comments


1/23
bottom of page