top of page

DÜRTÜ ANI

Kendime milyon defa söz verdim.

Allah bilir kaç kez gözyaşları içerisinde "bu sondu!" dedim.

Neden, niçin bilinmez; hep denedim, hep yenildim.

Yıllarını oğulları uğruna çabalayarak geçiren zavallı babamın, dünyalar iyisi annemin yüzlerine bakamaz haldeyim.

Benim okulu bitireceğim, iş güç sahibi olacağım, torunlarıyla bir hafta sonu kahvaltısında, çektikleri onlarca yıllık çileyi bir dakika içerisinde unutacakları bir günün inancıyla yaşıyorlar.

Ben ise gelecek hayalleri kurmayı çok zamandır bıraktım.

Ne okulu bitirebileceğime inanıyorum ne de bir yuva kurabileceğime.

Umutlarımın en küçük parçalarını topluyor onları birleştiriyorum.

Hislerim kütleşti, hiçbir şeye sevinemiyor, hiçbir şeye üzülemiyorum.

İnsan içine çıkamaz oldum, komşulardan, akrabalardan, arkadaşlardan kaçıp duruyorum.

Durumun düzelir tarafı olmadığının farkındayım.

Kimin bedduasını almış olabilirim!

Nasıl bir lanet beni bu hale sokmuş olabilir!

Hangi iblisin canını yakmış olabilirim de melun hayatını beni mahvetmeye adamış olabilir.

Sabahlara kadar düşünüp taşınıyorum, eşeliyorum ama nafile.

İşte daha dün yaşadıklarım, ümitsizliğimi büsbütün arttırdı.

Başta anlatılmaz bir hafiflik geldi üzerime, yüzüm tebessümü hatırladı.

Yarım günlüğüne olsun ümitlendim.

Yüreğimde çocukça arzular kabardı.

Sanki "lanet" kalktı üzerimden.

Beni her seferinde biraz daha öldüren bu işten kurtulabileceğimi umdum.

Annemin yemek yapmasına yardım ettim, sohbet ettim onunla.

İnsan olduğumu hatırladım.

Vakit gece yarısına yaklaşıyordu.

Odama girmemle o tanıdık huzursuzluğu yaşamam bir oldu.

Tüm iyimserliğimin kaybolması sadece saniye sürdü.

Üzerimden bir hayal kırıklığı dalgası geçti.

Bir ekran açıldı zihnimde.

Nereye baksam, hatta gözlerimi tüm gücümle yumsam dahi o ekranı izlemek zorunda bırakılıyordum

Şehvet duygusunu kamçılayan şeytani bir heyecan gördüm o ekranda.

Yıllardır izleyip durduklarım, en harikulade manzaralar birbiri ardına canlanıyor, keyiften gözlerim kararıyordu.

Çirkin bir telaşa kapıldım.

Kısacık bir an, "direnebilir miyim?" diye içimden geçirdim.

Kalbimi avuçlarının içine alıp öyle bir sıktılar ki, "hayır, imkanı yok!" dedim.

Geçici bir şuur kaybı anıydı sanki.

Kaskatı kesilmiş, hipnotize edilmiş gibiydim.

"Ben" değildim.

Kontrolü onların elinde bir zombiydim belki.

Hayal gücümü bile ele geçirmişlerdi.

Bir dakika sonra askerler tarafından kurşuna dizilecek, son anlarını yaşayan bir mahkûm teslimiyetiyle masama oturup bilgisayarımı açtım.

Halen insan olduğumu hatırlayabilmek için ağlamayı istedim, izin vermediler.

Favori sitemin adını yazdım klavyeme.

Site açıldığında, doğrudan ölüme bakar gibiydim.

Acı acı gülümsedim. Öylesine tiksindim.

Kaderime lanet ettim.


Porno bağımlılığının "gizemli" konusu: dürtü anı.

Her nasılsa insanlığımızın silikleştiği, sağduyu pınarımızın kuruduğu an.

Yüreğimizde o tanıdık sıkışmaya ait kâbusu bir kez daha deneyimlediğimiz an.

Saniyeler içerisinde bizi parçalayacak bir canavarın veya teslim olduğumuz ana dek nefesimizi kesercesine bizi sıkacak doğaüstü bir varlığın karşısından çaresizce beklediğimiz an.

Arzumuzun karşısında ezilip büzüldüğümüz, kımıldayacak gücümüzün kalmadığını dehşetle fark ettiğimiz an.

Gözlerimizin irileştiği, beynimizdeki her bir sinir hücresinin birdenbire alevlendiği an.

Ve nihayet çekip gittiğinde kendimizi yiyip bitirmemiz ve baki kalan utanç, suçluluk...

Hüsranla yüzleştiğimiz her dürtü artık sabitlediğimiz yetersizlik, zayıflık, güçsüzlük inancının başka bir kanıtı gibidir.

Bu anlardaki zayıflığımız bizi öylesine sarsabilir ki alışkanlığımız sonsuza dek peşimizi bırakmayacak gibi gözümüze görünür. "Korkunç" duygularla harmanlanan anılar ilelebet zihnimizde geçit yapacak gibidirler.

Dürtü yönetimi derslerimiz sırasında dürtü anını mercek altına alacağız.

Konsantrasyon ve zorlanma içeren cesur hamlelerde bulunacağız.

Aktif seçimler yaparak dürtülerimize karşı geleceğimizi şekillendirecek tepkiler vereceğiz.

Gerek algılarımızı gerekse duygularımızı dönüştüreceğiz.

Adeta bir ödül detektörü olan beynimizi davranıştan kaçınmanın ödülleriyle tanıştıracağız.

Yaptığımız tercihlerin izini sürüp sonuçları karşılaştırmayı öğreneceğiz.

Davranışı, bir dizi adım içeren ve kendisini tekrarlayıp duran bir zincir ritüel olarak gören, işimize yarar bir anlayışın peşinde koşacağız

Kendimize has bir yöntemle dürtü baş gösterdiği an bir "alarm cümlesi" telaffuz ederek “zorlayıcı ritüelin" tetiklenmek üzere olduğunu fark etmeye çalışacağız.

Ritüelin çığırtkanlığını yapan amansız duygularımızı izole edebileceğimizi, onların izinden gitmek zorunda olmadığımıza uzun uzadıya değineceğiz.

Dahası, bağırıp çağıran duygularımızın yapabileceklerinin de bir sınırı olduğunu yaşayarak göreceğiz.

Öyle günlerimiz olacak ki, bir zamanlar kendini gösterdiğinde çaresiz boyun eğdiğimiz dürtüye karşı gülüp geçebildiğimize, belki de şaşkınlıkla şahit olacağız.


 

Bugün için bu fikre bayılmasanız da belki anlamsız görünecek olsa da, yakında, dürtü kontrol derslerini çalışırken fayda göreceksiniz şimdi sizden yapmanızı isteyeceğimiz şeyden.

Bugünden itibaren, zorlayıcı davranışı sergilemeye yönelik bir dürtü kapıda göründüğünde, daha önce belirlediğiniz bir "alarm cümlesini" iki kez tekrar etmenizi talep ediyoruz.

Bunu yapıyor olmanız davranışı sürdürmekten alıkoymayacak bizi belki, beklediğimiz bu değil zaten.

Sadece bir farkındalık yakalamanın peşindeyiz. Dürtüye maruz kaldığımızı, takip eden dakikalarda alışkanlığımızı tekrarlamak durumunda kalabileceğimizin farkına varabilmeyi hedefliyoruz.

Aşağıdaki örneklere bakarak alarm cümlenizi kendiniz belirleyebilirsiniz:

"Bir dakika! Şu an sadece bir dürtü yaşıyorum. Bu sadece geçici bir duygusal yoğunluk."

"Alarm! Porno izlemek için dürtü hissettim. Kısa süre yoğun duygular yaşayacağım."

"One minute! İşte dürtü geldi, bu anın geleceğini biliyordum."



Altı ay aralıksız gündüzün yaşandığını, havanın hiç kararmadığı bir coğrafyaya göç edebilsem bambaşka biri olurum, yemin ederim.

Böyle söylüyorum çünkü "uyuşturucum" gündüz hiç aklıma gelmez.

Güzel bir insanımdır aydınlıkta.

Böyle şeyler söylenmez, arada bir camiye gittiğim bile olur.

Kendine has, yumuşak huylu ve nazik bir adam olduğumu herkes bilir.


Gün akşama karışırken kimyam değişir benim.

Hassas tespitlerime göre akşam ezanından 15 dakika sonra...

Hulk'u bilen çoktur aranızda.

Aramızdaki fark, bendeki değişimin fiziksel olmaması, dışarıdan görülememesidir.

Eğer "şanslıysam" ortalık kararmadan evime ulaşır usulca otururum ekranımın başına.

Yarı aç yarı tok dalarım "cennetime."

Kış aylarını hiç sevmem, erkenden hava kararır zira.

Otobüste eve giderken kuytu bir köşe bulur telefonumla idare ederim.

Asla direnmem.

Direnemeyeceğimi pekâlâ bilirim, haddimi bilirim.

İstek geldiğinde bir emir telakki eder, efendi efendi itaat ederim.


Şairin yolun yarısı dediği yaştayım.

Hayır, hiç evlenmedim, evlenmeyeceğim.

Kimse ahlaksızlık çamuruna batmış biriyle evlenecek kadar değersiz olmamalı.

Elbette umudum yok. İnsan temelli kaybettiği bir şeyi bir daha elde edemez.

Aç kalarak hayatta kalabileceğime inanırım, bu haltı terk edebileceğime inanmam.

Sevdim sizi, yanlış anlamayın, hatırınız için yapacağım istediğinizi.

İzleme emri geldiği an ne isterseniz söyleyeceğim, gönlünüz hoş olsun.

Gerçi siz dürtü dediğinizde gülesim geliyor, sizi bilmem ama benim için dürtü falan değil bu içimden gelen.

Düpedüz buyum ben, bu işin ta kendisiyim.


Güzelce yemeğimi yiyebildim bu akşam, ne de olsa uzun bir Temmuz günüydü.

Haberleri izledim, biraz memleketin dertleriyle dertlendim.

"Vaktin dolmasına" yakın yavaştan kaybolan güneşi izledim balkonumda, bir yandan da çayımı höpürdetirken.

Aslında sevmem bu manzarayı, "hayatımın batışını" hatırlatır bana.

Halen insan olabildiğim son dakikalarda birkaç damla gözyaşı bile döktüm.

Ezan okundu, hava karardı.

Son dakikalarımı saydım teker teker, sanki ölümün soluğunu bekledim.

Mezar taşıma, bir bağımlıydı ama temiz yürekli bir adamdı yazıldığını düşledim.

İçimde kabaran duygu dalgasını hissettiğim an bir müddet durakladım ama hemen sonra balkonda olduğumu umursamayarak bağırdım:

"Lan oğlum, bu sadece bir dürtü, kısacık bi duygusal şey işte", ha, ha, ha!..

Bir daha söyledim, mahalleye haykırırcasına.

Sonra tiksintiyi andıran bir duyguyla kalkıp artık canı çıkmakta olan emektar makinamın başına oturdum.

 

Çalışma:


Porno izleme dürtüsü her ortaya çıktığında telaffuz edebileceğiniz bir alarm cümlesi belirleyip paylaşır mısınız?

Dürtü hissettiğinizde alarm cümlesini söyleyebileceğinizden emin olmak için en az 10 kez aniden aklınıza porno izleme fikrinin geldiğini hayal edin ve tam o anda hayalinizin içerisinde iki kez alarm cümlesini tekrarlayın.

174 görüntüleme

Comments


1/23
bottom of page