top of page

ERDEMLİ HAYAT

Dostlar, selamlar olsun!


Durumunuzdan haberdar oldum. Üzüldüm tabi, nasıl üzülmem!

"En iyi ben anlarım sizi" havalarına hiç girmek istemem, size akıl hocalığı yapabilecek durumda da değilim ama yine de sözüme bir kulak verin derim.


Yaşadıklarınızı dinleyince kendi gençliğimi hatırladım. "Gençliğim" dediğime bakmayın, eşşek kadar evli barklı adamdım. Başıma gelenleri bir gün anlatırım, yemin olsun ağlarsınız. (Küfür edersiniz belki de)


Ziyaretine gittiğim kaynanamda, hanım ve küçük bebeğimiz aynı odada uyurken, yanı başlarında adını anmak istemediğim şeyleri gizli gizli izleyen bendim. Hasta annem bizim evde salonda geceleri uyurken, başka odaya taşıyamadığım masaüstü bilgisayarımda aynı haltı eden yine bendim. Annem hemen arkamdaki kanepede uyurken yapıyordum bunları. Kaldı ki bunlar, daha anlatamayacağım başka bazı rezilliklerimin yanında masum kalırdı.


Sanki zihnim bana ait değildi de ahlaksız düşünceler tarafından işgal edilmişti. İliklerime işleyen bir şehvet duygusu günlerimi esir almıştı.


Varın siz hayal edin artık, o zavallı, o acınacak halimle kimleri aramadım, kimlere gitmedim, kimlerle görüşmedim...


"Bir iyiliğiniz dokunabilir mi bana? İçimi kemiren bu hastalığı yok etmenin bir yolu yok mu?" dedim.


Ne gerekiyorsa yapmayı iyice aklıma koymuştum.


Nasıl oldu, neler oldu, bir baktım durabilmişim.


Bir şeyler öğretmişlerdi bana; izlemek aklıma geldiğinde kolayca direniyor, gülüp geçiyordum.


O zamanki sevincimi anlatamam. "Bu işi kıvırdım." dedim. Yüzüme bir renk geldi, yeniden doğdum.


Bu halde ben diyeyim bir, siz deyin iki yıl kadar geçirdim. Tüm enerjimi işime gücüme verdim.


Ama o da ne, bir gün kendimi sanki eski halime dönmüş buldum, neler olduğunu anlamadan.


Sadece bir kere izlemem allak bullak olmama yetmişti abiler, evet sadece bir kere... Haksızlık değil mi bu? O kadar emeğim boşa gitti!


Eski öğrendiğim teknikleri hatırlamaya uğraştıysam da bir yere varamadım. Bir müddet durabildim, sonra yine başladım. Yeniden durabildim, tekrar başladım... "Bu işin içinde bir iş var, onca yıllık hastalığa geri mi dönüyorum?" dedim.


Bir de böyle geçiverdi yıllar işte.


Ta ki bir gün fark edene dek içten içe kendimi cezalandırmak istediğimi. Kendimi sevmediğimi, iyi ve güzel şeylere layık görmediğimi.


Nasıl durabileceğimi biliyordum; istesem durabilirdim ama adeta sabote ediyordum kendimi çirkinliklere geri dönerek. Bir tarafım kendimden, hayatımdan nefret ediyordu da sanki bir bedel ödetmek istiyordu. Sebebini de çabucak bulduğumu düşündüm.


Para kazanmak için her türlü kurnazlığı mubah görüyordum. Bizim meslek pek bir fenadır, bildiğiniz gibi değil. Çıkma parçaları sıfır diye yutturursunuz, müşteriye yemin billah edersiniz, söylediğiniz yalanlar saymakla bitmez. Ama bir şeyler satabiliyorsanız iyi kazanırsınız.


İşte ben de daha çok kazanma tutkumun esiri olmuştum. Görünürde kendi hesabıma değil, hanımın ve çocukların iyiliğine istiyordum parayı. Hanımın altına bir araba çekmek, çocukların güzel sitelerde okumuş insanların çocuklarıyla oynaması, benim de işe yarar bir aile reisi olduğumu kanıtlıyordu.


Lakin diken üzerinde hissediyordum kendimi. Görünüşe göre ikna olmayan vicdanım alttan alta benden intikam almak için bağımlılığıma geri taşıyordu.

Ötesini bilmiyordum, ya ömrüm böyle sürüp gidecekti ya da bir şeyleri değiştirecektim. Aklıma bir yol geldi, tek yol buydu: Erdemli bir hayatı seçtim.


İş yapmak adına devamlı yalan söyleyip insanları aldatmak zorunda kalmayacağım bir düzen kurdum kendime. Sadece bu da değil, eski pis alışkanlığıma bir daha yaklaşmamak uğruna artık daha iyi bir insan olmak zorunda olduğunu fark etmiştim.


Elimden geldiğince iyilik fırsatlarını kaçırmadım, nerede ne imkan varsa koştum başkalarının yardımına. Kasıntı bir herif olmayı bıraktım. Trafikte herkese yol verdim. Kimseye bağırıp çağırmadım. Kucak açtım, güler yüz gösterdim, mütevazi oldum. Güvercinlere bile hürmet ettim. Oldum olası nefret ettiğim kuzenimle de barıştım.


İşte ancak bu şekilde bir daha dönmedim eski günlerime. Hatta bir baktım ki umduğundan fazlasını bulmuşum.


İçten içe kendimi sevmeye, kendime değer vermeye başlamamla gerçek değişimi yaşamış oldum.


Boş boş övünmek için söylemedim, benim bu kısa hikayem kulağınıza küpe olsun.


İyisi mi bir gün yemek ısmarlayın da başımdan geçenleri uzun uzadıya anlatayım.

39 görüntüleme

Commentaires


1/23
bottom of page